Ankara Kulisi Ayakta: Para ve Yalan İmparatorluğu mu?
Siyaset koridorlarında uzun süredir fısıldanan o büyük fırtına nihayet koptu. CHP içinde bir süredir devam eden para, yalan ve güç üçgenindeki kavga artık saklanamaz boyutta. Eski siyasetçilerin o meşhur lafını hatırlatmak şart: Siyasete haram para ve yalan bulaşmışsa, o binanın ayakta kalması mümkün değildir. Bugün CHP Genel Merkezi’ni esir alan bu derin kaosun, rüşvet iddialarının ve tasfiye operasyonlarının arkasında tek bir gerçek var: Kontrolsüz koltuk hırsı.
Ekrem İmamoğlu’nun boş vaatleriyle başlayan, Özgür Özel’in meşrulaştırma çabalarıyla büyüyen bu süreç, partiyi doğrudan uçurumun eşiğine getirdi. Parti içindeki klikler, hizipler her dönem vardı, bunu hepimiz biliyoruz. Ancak hiçbir dönemde bu mücadele bugünkü kadar çirkin, bugünkü kadar kirli yürütülmemişti. Yakalanan isimlerin pişkinlikle yargıyı hedef alması, ‘siyasi operasyon’ çığırtkanlığı yapması artık bu ekibin sıradan bir savunma mekanizması haline geldi.
İhale Vurgununun Perde Arkası: 264 Milyonluk Kıyak
Son günlerde ‘çıplak arama’ iddialarıyla cezaevinden gündem yaratmaya çalışan rüşvet sanığı Fatoş Pınar Türker olayının perde arkasını aralayalım. Ankara kulislerinde herkes bu kadının İBB iştirakindeyken imza attığı o ihaleyi konuşuyor. Davet usulüyle adrese teslim yapılan ihale tam 39 milyon 312 bin TL. Peki, ihaleyi alan şanslı firmanın kazancı ne kadar? Sıkı durun: Tam 264 milyon TL! Yüzde binlere varan bu astronomik kârın sırrı nedir? İşte ‘İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında yargılananların gizlemeye çalıştığı asıl büyük sır bu devasa vurgunun kendisidir.
Fondaş medyanın rüşvet suçlamalarını örtbas etmek için cezaevi iddialarını köpürtmesi boşuna değil. Savcılık her şeyi belgeleriyle yalanlasa da, bu yalan rüzgarı rüşvetin kokusunu bastırmaya yetmiyor.
Kılıçdaroğlu’nun Son Hamlesi ve Tüzük Savaşı
Gelelim kurultay hesaplaşmasına. Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun son hamlesi, Özgür Özel ve ekibinin kimyasını tamamen bozdu. Parti Meclisi’ni terk ederek karşı taarruza geçmeye çalışanlar çok geç kaldı; çünkü atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Güvendikleri CHP markası artık ellerinden kayıp gidiyor.
Hatırlayın, Prof. Dr. Metin Lütfü Baydar’ın yaklaşık bir yıl önce yaptığı o tarihi uyarıyı ilk yazanlardandım. Baydar, kurultay iradesinin para ve çıkar ilişkileriyle sakatlandığını, bunun tescil edilmesi durumunda devlet güvenliğinin bile tehdit altına gireceğini açık açık söylemişti. O gün bu uyarıyı yapan saygın bilim insanını apar topar partiden ihraç edenler, bugün tüzük diye feryat ediyor. CHP, tarihinin en karanlık virajına girmiş durumda ve bu gidişatın geri dönüşü yok.
Kaynak: Sabah